Kasbah (Kale İçi): Şehrin en yüksek noktasında yer alan, beyaz badanalı evlerin ve okyanus manzarasının merkezi.
Not: Kasbah müzesini gezdikten sonra surların üzerinden İspanya kıyılarını izleyin; hava açıksa Avrupa'yı çok net göreceksiniz.
Herkül Mağaraları (Les Grottes d'Hercule): Denizin aşındırmasıyla oluşan ve girişi tam olarak Afrika kıtasının tersine dönmüş bir haritasına benzeyen mağara.
Cap Spartel: Akdeniz ve Atlantik’in sularının resmen birbirine karıştığı o meşhur deniz feneri.
Café Hafa: 1921’den beri hizmet veren, terasları okyanusa bakan efsanevi kafe.
The Rolling Stones üyelerinden Beatles’a kadar pek çok ünlü isim burada nane çayı içmiştir.
Grand Socco & Petit Socco: Şehrin kalbi olan meydanlar. Eski Medina ile modern şehrin birleştiği nokta.İbn-i Battuta Türbesi ve Anısı: Dünyanın en büyük gezginlerinden, Tanca doğumlu İbn-i Battuta’nın izini burada sürmek bir borçtur. Medina'nın dar sokakları arasında yer alan mütevazı türbesini ziyaret ederek, 14. yüzyılda buradan yola çıkıp Çin'e kadar uzanan o devasa yolculuğun ruhunu hissedin.
Hotel Continental’de Çay Molası: Limana hakim terasıyla bu otel, Tanca’nın zamansız tanığıdır. 1888’de açılan bu tarihi mekanda okyanusa karşı nane çayı içmek, kendinizi 19. yüzyılın bir elçisi veya casusu gibi hissetmenizi sağlar.
Café Hafa: 1921’den beri değişmeyen o meşhur teraslar. Akdeniz ve Atlantik’in birleştiği o sonsuz maviliğe karşı, basamaklı teraslarda oturup dumanı tüten bir bardak çay eşliğinde hayal kurmak Tanca’nın yazılı olmayan kuralıdır.