Zamanı Az olanlara Vizesiz, Her Şey Dahil Fas Rüyası!
Gün gün detaylı program
Maceramız akşam saatlerinde, Sabiha Gökçen Havalimanı'nda buluşmamızla başlıyor. 19:45'te kalkan direkt uçuşumuzla, yaklaşık beş buçuk saatlik bir yolculuğun ardından kendimizi Atlantik'in kıyısındaki "Beyaz Şehir" Kazablanka'da buluyoruz. Pasaport işlemlerimizin ardından bize özel aracımızla otelimize geçiyor ve yarın başlayacak dolu dolu keşfimiz için güzel bir gece uykusuna dalıyoruz. Bu gece dinleniyoruz; çünkü sabah, okyanusun üzerinde yükselen bir mucizeyle güne başlayacağız.
Güne otelimizde yapacağımız kahvaltının ardından, Kazablanka'nın simgesi olan o meşhur camiyle başlıyoruz. Okyanusun tam üzerine inşa edilmiş bu görkemli yapının devasa avlusunda, dalga sesleri eşliğinde dolaşmak turun daha ilk sabahında bize unutulmaz bir an armağan edecek. Corniche sahilinde kısa bir fotoğraf molasının ardından rotamızı Fas'ın vakur başkenti Rabat'a çeviriyoruz. Öğle yemeğimizi başkentte yedikten sonra; şehrin simgesi devasa Hassan Kulesi'ni, hemen yanındaki zarif anıt mezarı ve okyanusa tepeden bakan mavi-beyaz boyalı huzurlu sokaklarıyla meşhur Kasbah Oudaya'yı geziyoruz. Akşamüstü ise yaklaşık iki buçuk saatlik bir yolculukla kendimizi Fas'ın tarih kokan kalbine, Fes'e bırakıyor ve otelimize yerleşiyoruz. Yarın bizi bu turun en mistik günü bekliyor.
Otelimizde yapacağımız keyifli bir sabah kahvaltısının ardından, kendimizi Fas’ın en mistik ve tarih kokan şehri Fes’in kollarına bırakıyoruz. Burası adeta devasa bir zaman makinesi; Medina’nın o meşhur dar ve bilmeceli sokaklarında kaybolurken her köşede ayrı bir renk, ayrı bir hikaye bizi karşılayacak. Dünyanın en eski üniversitesi olan Karaviyyin’in kapılarından geçip, kadim medreselerin arasında dolaşırken tarihin dokusuna dokunacağız. Şehrin simgesi haline gelen dünyaca ünlü tabakhaneler ise unutulmaz bir deneyim sunacak; evet, kokusu biraz keskin ama sunduğu görsel şölen ve fotoğraflar için bu zahmete kesinlikle değecek. El emeğinin değerini anlamak için uğrayacağımız seramik atölyesinde ise sadece izlemekle kalmayıp, isterseniz çömlek tezgahının başına geçip kendi sanatınızı deneme şansınız da olacak. Baharat pazarlarının baş döndüren kokuları arasından geçip şehre tepeden bakan gözlem kalesine çıktığımızda ise, Fes’in o sonsuz gibi görünen siluetini seyredip bu büyülü günü noktalayacağız.Bu gece de aynı otelimizde konaklıyoruz valiz toplamak yok, sadece Medina'da keyifli bir akşam var.
Kahvaltımızın ardından Rif Dağları'nın gölgesindeki mavi huzura, Şafşavan'a doğru yola çıkıyoruz. Öğle saatlerinde vardığımız bu kasaba, turumuzun en büyülü hatıralarını biriktireceğimiz yer olacak. Şehrin isminin hikayesi bile çok özel; arkasındaki dağların görüntüsü bir keçinin boynuzlarını andırdığı için yerel dilde "Çift Boynuz" anlamına gelen Şafşavan denmiş bu mavi cennete. Sokaklarda yürürken her köşe başında durup fotoğraf çekmek isteyeceksiniz, çünkü bu maviliğin ardında derin öyküler gizli: kimine göre cenneti hatırlatması için Endülüs Yahudileri boyamış bu evleri, kimine göre ise sadece akrepleri uzak tutmak için... Armani gibi dev markaların bu dar sokaklarda neden çekim yapmak için sıraya girdiğini, o atmosferi soluduğunuzda çok daha iyi anlayacaksınız. Günün en güzel anında İspanyol Camii'nin olduğu tepeye çıkıp şehrin üzerinden batan güneşi izleyecek, akşam ise bu mavi rüyayı Şafşavan'ın en iyi restoranlarından birinde nefis tajinlerle taçlandıracağız. Ve bu turun en güzel farklarından biri: gece yolculuğu yok. Bu gece geleneksel Riad'ımızda, mavi şehrin sessizliğinde uyuyoruz.
Riad'ımızdaki son kahvaltımızın ardından rotamızı Akdeniz ile Atlas Okyanusu'nun buluştuğu, adını mitolojide Atlas'ın kızı Tingis'ten alan efsanevi Tanca'ya çeviriyoruz. Tarihte casusların, diplomatların ve her türden maceraperestin sığınağı olmuş bu gizemli liman şehrinde; Simyacı romanındaki o ilk adımların izini sürecek, İbn-i Battuta'nın doğduğu sokaklarda şehrin çok kültürlü mirasına tanıklık edeceğiz. Medina ve Kasbah gezimizin ve öğle yemeğimizin ardından, iki denizin birleştiği noktaya, Cap Spartel'e gidiyor ve efsanevi Herkül Mağaraları'nı ziyaret ediyoruz. Akşamüstü Tanca Havalimanı'ndan kalkan direkt uçuşumuzla İstanbul'a hareket ediyor, gece 00:30'da (11 Ekim Pazar) Sabiha Gökçen'e iniyoruz. Pazar gününüz dinlenmek için sizin :) Bir başka gezimizde görüşmek üzere...
Bu tur için yaklaşan tarihler ve müsaitlik durumu
Hemen bizimle iletişime geçin, size özel tur planınızı birlikte oluşturalım. Ücretsiz danışmanlık hizmetimizden yararlanın!
0850 888 17 70